'islamofobinin reçetesi türkiye'nin ab üyeliğidir'

'İSLAMOFOBİNİN REÇETESİ TÜRKİYE'NİN AB ÜYELİĞİDİR'

Nişantaşı Üniversitesi’nin ev sahipliğindeki Yeni Dönemde Avrupa’da İslam Politikaları konferansı, Avrupa’da her geçen gün yükselen İslam karşıtı hareketleri masaya yatırdı.

Tarih : 24 Mart 2015, 10:21
Puan Ver : 'islamofobinin Reçetesi Türkiye'nin Ab Üyeliğidir'(10/10)6


Avrupa'daki İslamiyet karşıtı örgütlerin ortaya çıkışında Avrupa Birliği'ndeki politikaların etkisi olduğunu belirten Saadet Oruç, Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğinin Avrupa'da her geçen gün yükselen İslamofobi için reçete olacağını söyledi.

Nişantaşı Üniversitesi'nin ev sahipliğindeki Yeni Dönemde Avrupa'da İslam Politikaları konferansı, Avrupa'da her geçen gün yükselen İslam karşıtı hareketleri masaya yatırdı. Moderatörlüğünü Nişantaşı Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanı Doç. Dr. Süha Atatüre'nin yaptığı konferans, Star Gazetesi Dış Haberler Müdürü Saadet Oruç ve Türk-Alman Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Enes Bayraklı'nın katılımıyla gerçekleşti.

Avrupa'da Müslümanlara yönelik baskının artacağını haber veren yeni yasaların gündemde olduğunu belirten Saadet Oruç, Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) üyeliğinin, Avrupa'daki İslamofobinin reçetesi olacağını söyledi. Avrupa'nın Müslümanlara karşı bakış açısının evirilmesi konusunda Türkiye'nin yapacağı hamlelerin çok önemli olduğunu ifade eden Oruç, Avrupa'daki İslamiyet karşıtı örgütlerin ortaya çıkışında Avrupa Birliği'ndeki politikaların etkisinin de yadsınamayacağını vurguladı. AB'nin kendi kimliği dışındaki farklı kimliklerin de olduğunu düşünmesi gerektiğini belirten Oruç “Türkiye'nin AB üyeliği her ne kadar gündemden düşmüş gibi görünse de Türkiye'nin Avrupa içindeki varlığı Avrupa'daki İslamofobinin bir reçetesi olabilir. Çünkü Müslümanlara yönelik baskının artacağını haber veren yeni yasalar gündeme geliyor. Bunlara da ciddi bir duyarlılık gerekiyor. Biz gazeteciler olarak bunların üniversitelerde daha fazla konuşulması gerektiğini düşünüyoruz. Ve Türkiye'ye de çok önemli bir görev düştüğü kanaatindeyim. Başta IŞİD, tehdidi olmak üzere Avrupa'nın Müslümanlara bakışını, algısını değiştiren çok fazla konu başlığı var. Dolayısıyla bu algının en azından doğru yöne evirilmesi konusunda Türkiye'nin yapacağı hamleler çok önemli” dedi. Avrupa'daki İslamiyet karşıtı örgütlerin ortaya çıkışında Avrupa Birliği'ndeki politikaların etkisinin de yadsınamayacağını sözlerine ekleyen Oruç, “Özellikle seçim dönemlerinde Müslüman karşıtı tezleri giderek daha fazla gündeme getiriyorlar. Bunun sonuncunda da İslamiyet karşıtı örgütler Avrupa'nın kaşıyarak ortaya çıkardığı yaralar oluyor” dedi.



“IŞİD İSLAMİYET'E HİZMET ETMİYOR”

IŞİD'in attığı bütün adımların tıpkı bir cinayet romanın sonu gibi olduğunu belirten Oruç, “Sonunda bundan karlı çıkan kim diye bakıldığı zaman IŞİD'in attığı hiçbir adımın Müslümanların hanesine artı olarak yazılmadığını görmek lazım. İslamiyet'in bu olmadığını, Müslümanlığın bir barış dini olduğunu ve IŞİD'in oluşturduğu algı itibariyle de İslamiyet'e hizmet etmediğini anlatmak gerekir” dedi.



“İSLAMOFOBİ TAKİP MERKEZLERİ KURULMALI”

Avrupa'daki İslamofobinin 2000'li yıllarda özellikle 11 Eylül saldırılarından sonra arttığını ifade eden Dr. Enes Bayraklı, “Hızlı bir şekilde Müslümanların bir güvenlik problemi haline getirildiğini görüyoruz ve özellikle son dönemlerde Avrupa'da Müslümanlara karşı saldırılar ciddi oranda arttı. Sokaklarda insanlara yapılan tacizler ve camilere yönelik saldırılar arttı” dedi.

Türkiye'nin İslam dünyasının lider ülkelerinden biri olduğunu belirten Dr. Enes Bayraklı, İslamofobinin akademik olarak takip edilmesi ve İslamofobi ile ilgili konuları takip eden izleme merkezlerinin kurulması gerektiğini söyledi. Türkiye'nin insan gücü ve akademik birikiminin bunu yapabilecek kapasiteye sahip olduğunu belirten Bayraklı, “İslamofobi konusunun öncelikle akademik olarak takip edilmesi ve Türkiye'de İslamofobi ile ilgili konuları takip eden izleme merkezlerinin kurulması gerekiyor. Bu sistem bazı Avrupa ülkelerinde ve Amerika'da var ama Türkiye'de yok. Bu yapıldıktan sonra bununla ilgili kamuoyu oluşturulması, tüm dünyada bir bilinçlendirme çalışması yapılması gerekiyor. İslamofobinin tehlikelerine dikkat çekecek çalışmalar yapılması lazım. İslam dünyasının lider ülkelerinden biriyiz. Türkiye'nin insan gücü ve akademik birikimi bunu yapabilecek kapasiteye sahiptir. Çeşitli sivil toplum kuruluşlarının ve üniversitelerin bu konu üzerine çok fazla eğilmeleri gerekiyor” dedi.



“CHARLİE HEBDO BÜYÜK BİR PROVOKASYONDU”

Charlie Hebdo saldırısının bir dönüm noktası olduğunu dile getiren Bayraklı, “Bu saldırı çok büyük bir provokasyondu. Oradaki gazetecilerin öldürülmesi büyük bir iğfale yol açtı. Saldırıların Müslümanları temsil etmediğini biliyoruz ama bunun Avrupa'daki yansıması böyle olmuyor. Avrupa'da ve Amerika'da bir İslamofobi endüstrisi oluşmuş durumda. Bundan nemalanan insanlar var. İslamiyet karşıtı korkuları kışkırtıyorlar. Özellikle çeşitli İsrail yanlısı lobi gruplarıyla da ilişkileri var. Böyle bir endüstri oluşmuş durumda. Bu durumdan çok ciddi şekilde hem maddi hem siyasi olarak faydalanan insanlar, hatta gazeteciler var. Bu işin arkasında ise özellikle Amerika'da İsrail yanlısı lobiler var. Onlar bu konuyu İsrail'in güvenliği ile ilişkilendirip zaten biz de Filistinlilere karşı, aşırı radikal İslamcı gruplara karşı mücadele ediyoruz deyip bu işi IŞİD'le ilişkilendirerek özellikle oradaki Filistinlilerin haklarına karşı bir kampanya yürütmek amacıyla kullanıyorlar” dedi.

Konferansın Moderatörlüğünü yapan Doç. Dr. Süha Atatüre ise iki büyük dinin, Hıristiyanlık ve İslamiyet'in 1500 yıldır birbirleri arasında ve kendi içlerinde sürekli çatışma halinde olduklarına vurgu yaparak, iki dinin kendi içlerindeki çatışmalarda bölünmelere kadar gittiğini, İslamiyet içindeki bölünmenin Kerbela'da yaşandığını ve bunun sonuçlarının bugün de hala yaşandığını ifade etti.

“Gerek dinler arasında gerek kendi içlerindeki çatışmalar 21. yüzyılda dünyamızı hala etkiliyor, IŞİD'de bunların sonuçlarından biridir” diyen Atatüre, “Ortadoğu'nun ve Avrupa'nın vazgeçilmez parçası olan Türkiye için bu konulara sırt dönmek bizleri hüzünlendiren sonuçlar ortaya koyar. Bu yüzden bu paneli düzenleyenlere teşekkür ediyorum” dedi.

(İHA)

 






Etiketler:   İslamofobinin  Reçetesi  Türkiye  Nin  Ab  Üyeliğidir    İstanbul  haber

Bu Haberle İlgili Yorumlar

BU KATEGORİDEKİ İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER